Dikta rejiminin bir parçası olarak muhalif medya

Dikta rejiminin bir parçası olarak muhalif medya

Şurası bir gerçek ki, Türkiye’de Erdoğan’a rağmen hiçbir medya kuruluşu yayın hayatına devam edemez.

Bırakın medyayı, tek adam diktatörlüğünün hüküm sürdüğü günümüz Türkiye’sinde hangi sektör var ki Erdoğan’a rağmen faaliyetlerine devam edebilsin.

Her şey iki dudağı arasında.

İstediğini hapse attırır, istediği kanalı kapatır ve el koyar, istediği şirketin başına yandaş bir kayyım atar ve yağmalatır.

Kim ne diyebilir ki!

Yargı, meclis, TSK, emniyet, MİT, paramiliter güçler hepsi emrinde.

Hiçbir şey yapmasa iki maliyeci gönderir iflahını keser.

Batı dünyası ile de köprüleri atma konusunda pek bir istekli olduğundan o cenahtan gelecek tepkilere de kulağı sağır zaten.

İyi de Erdoğan’a muhalif yayın yapan medya hala yayın hayatına nasıl devam edebiliyor o zaman?

Nasıl tahammül edebiliyor bu yayınlara?

İşine geliyor da onun için.

Yoksa hepsinin ömrü bir emrine bakar.

Muhalif medya hem düdüklü tencerenin düdüğü görevini görüyor hem de basın özgürlüğü eleştirilerine karşı malzeme olmuş oluyor.

Bakın o kadar eleştiriyorlar bir şey diyor muyuz? Nereden çıkarıyorsunuz ülkede basın özgürlüğü olmadığını demenin keyfini sürmek için bu yayınlara “müsaade” ediyor.

Diktatörlüğünün ikamesinde hepsini birer yapı taşı olarak kullanıyor.

Düdüklü tencerenin düdüğü benzetmesini boşuna yapmadım. Toplumdaki tepkiler bu medya sayesinde gazı alınmış oluyor.

Yapılan muhalif yayınlar ona ıslık sesi gibi geliyor. Bu yayınların toplum üzerinde güçlü bir etkisinin olduğunu görse, muhalif medya etki açısından biçtiği limitleri zorlasa derhal kapatır.

Meselenin bir başka yönü de Sözcü gibi, Hürriyet gibi İslamofobik medyanın yayınlarının Erdoğan’ın ekmeğine yağ sürüyor olması.

Bu yayınlar Erdoğan’ın tabanında dindarları aşağılayan, ötekileştiren “Eski Türkiye’yi” hatırlatıyor. Böylelikle tabanı daha bir Erdoğan’ın etrafında kenetleniyor.

İslamofobik bu yayınlardan Erdoğan’ın büyük keyif aldığını söyleyebilirim.

Ayrıca Erdoğan muhalifi medyanın Hizmet Hareketi’ne yönelik yayınlarında Erdoğan’ın ağzını kullanması, zulümleri görmemesi hatta linçin bir parçası olması yayın hayatlarına devam edebilmeleri açısından da önemli.

Beştepe’nin tepesinde oturan Zeus’un doymak bilmeyen iştahına her gün yeni kurbanlar sunarak yayın hayatlarına davam ediyorlar.

Erdoğan, çok yönlü işine yarayan bu “muhalif medyayı” niye kapasın ki.

Bu medyanın dikkat etmesi gereken sadece tek bir şey var. Erdoğan’ın kırmızı çizgilerini geçmemeleri. Eğer geçerlerse yayın hayatlarına müsaade edilmek kaydı ile bazı yazarları hapse atılır o kadar.

Sonuç olarak Türkiye’de Erdoğan muhalifi medya, isteseler de istemeseler de dikta rejiminin bir parçası olarak ‘muhalefet’ yapmaya devam ediyorlar vesselam.

Not: Bu yazı ilk olarak 724.com sitesinde yayınlanmıştır

Bunlarda İlginizi Çekebilir

Yorum Yapın