Diyanet İşleri Başkanlığı yine sahnede!

Diyanet İşleri Başkanlığı yine sahnede!

Peşinen söyleyelim rapor diye sundukları bu hezeyanın yeri direk çöplüktür.

Kendi dilinden örgütlü bir din istismarı F..Ö” başlıklı bir rapor hazırlamışlar.

Amaçları, akılları sıra Fethullah Gülen Hocaefendi’yi kendi sözleri ile bitirmek.

Raporda çarpıtma, iftira, hakaret, yalan, bağlamından koparma her şey var.

Raporun başlığında da T.C. Başbakanlık Diyanet İşleri Başkanlığı yazıyor. Raporun altında kaleme alanların isim listesi ise yok.

Görmez’in ifadesine bakılırsa Din İşleri “Yüksek” Kurulu hazırlamış.

Ben şahsen rapor dedikleri bu utanç belgesine imza atmış oldukça yüksek olan bu kurumun üyelerinin sahneye çıkıp boy göstermelerini isterdim.

İsterdim ki bu kişileri cümle alem görsün bilsin, tarihe geçsinler. Utanç vesikası olarak tarih yapraklarında yerlerini alsınlar.

Utanmadan bir de raporun giriş kısmına da “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile” başlamışlar.

Diyanet bu tür çirkinlikleri ilk kez yapmıyor maalesef.

Hezeyan olarak nitelenebilecek bu rapor beni zihnen 1960’lara götürdü.

Diyanet İşleri Başkanı Tevfik Gerçeker döneminde de Bediüzzaman Said Nursi için de benzer bir rapor hazırlamışlardı. Gerçeker ki İnönü döneminde Danıştay ve Anayasa Mahkemesi başkanlığı yapmıştır.

Her zaman olduğu gibi o günlerde de Diyanet İşleri Başkanlığı’nın arka planında rejim kayyımı vardı. O dönemin kayyımı Emekli Tümgeneral Sadettin Evrin Paşaydı.

Diyanet, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde Neşet Çağatay başkanlığında “Nurculukla Mücadele Komitesini” kurmuştu. Komitede İlahiyat’ın dekanı Hüseyin Gazi Yurtaydın, İbrahim Çubukçu, Bahriye Üçok, Hamdi Kasapoğlu, Neda Armaner vardı.

İşte bu heyet günlerce haftalarca çalışmış “Tuhfetür Reddiye” adıyla aynı bugün Diyanet İşleri Çok Yüksek Kurulu’nun hazırladığı gibi bir rapor hazırlamıştı.

Rapor özet olarak Bediüzzaman Said Nursi’nin küfre girdiğini, Nur Talebelerinin fırka-i dalle olduğunu iddia ediyordu.

Yine o gün de bugünkü rapor gibi Allah’ın adı ile başlamıştı ve aynen şöyle diyordu.

Bismillah, Hamdele, Salvele.. Saidi Kürdi meselesini tetkik ederken başlıca iki nokta üzerinde durmak gerekir. Birincisi; Müritlerinin SAİDİ nursiyi öveceğiz diye küfre kadar varan sözleridir. İkincisi ise; SAİD’in keramet ehli olduğunu nur suresinin kendisini anlattığını anlatan batıl sözleridir. Belki de bu sözleri şeytanın kendisine, ilham etmesiyle kendini hakda zannedecek kadar ihtiyar ve mağşuş olmasındandır.

Ve rapor şöyle bitiyordu:

Damarında bir damla Türk kanı olan her Müslümana, bu adamın Mason ve Komünist kadar tehlikeli olduğunu ehemmiyetle hatırlatırım. Ve selamünaleyküm ve Rahmetullahi ve Berekatühü.”

Bugünkü raporun içeriğine ne kadar benziyor değil mi?

Dili bile aynı.

O gün hazırladıkları bu raporu broşür olarak müftü, vaiz, imam, kaymakam, vali ve ağır ceza reisleri gibi ulaşabildikleri herkese posta ile göndermişlerdi.

Dertleri Said Nursi ve talebelerinin dinden çıktığını söyleyerek halkın gözünden düşürmekti.

Aslında Nur talebeleri için planlanan cadı avının zemin taşlarını döşüyorlardı.

Aynı bugün Hizmet Hareketine yaptıkları gibi.

Fakat hazırladıkları broşürde bir tuhaflık vardı.

Raporun altındaki imza Osmanlı’nın son şeyhülislamı Mustafa Sabri Efendi’nindi. Halbuki Mustafa Sabri Efendi kitabın basıldığı tarihten tam 10 yıl önce yani 1954 yılında Kahire’de vefat etmişti.

Bu metin Mustafa Sabri Efendi’nin değildi.

Avukat Bekir Berk, Mustafa Sabri Efendi’nin oğluna ulaşıp bu yalanı tespit ettirmişti. 1

Yalan, sahtekarlık, iftira…. ve Diyanet İşleri Başkanlığı.

İçerik ve yöntem ve kurum hep aynı değil mi?

Şimdi bu çok yüksek Din İşleri Yüksek Kuruluna bir önerim var.

Halife olarak gördüğünüz Tayyip Erdoğan’ın ve peşinden gidenlerin son 10 yıl içinde söylemiş oldukları sözlerini çalışsınlar.

Rahmetimiz gazabımızı geçmiştir”, “Allah’ın sıfatlarını üzerine toplayan lider” ifadelerin ne kadar İslami olduğunu bir açıklasınlar.

Ha unutmadan bir de hırsızlık, hakaret, işkence, yalan, dolan, milletin mallarına çökmenin, iftiranın, yanmayan kefen satanların dindeki yerini de çalışıp bir rapor hazırlasınlar.

Hazırlasınlar ki ne kadar “yüksek” bir kurum olduklarını cümle alem görsün ve bilsin.

Erkam Tufan Aytav

1 Kapatılan Aksiyon Dergisi yazarı Cemal Kalyoncu’nun Neda Armaner röportajı http://www.risalehaber.com/inonusaid-nursi-raporu-isterdi-ben-de-yazardim-54101h.htm

Bunlarda İlginizi Çekebilir

Yorum Yapın