Toplum, Hizmet Hareketi’ne yapılan zulüm ile yüzleşebilecek mi?

Toplum, Hizmet Hareketi’ne yapılan zulüm ile yüzleşebilecek mi?

 

Erdoğan sonrası nasıl bir Türkiye ile karşılaşacağız sorusu sanırım sizin de kafanızı meşgul ediyordur.

Erdoğan sonrası Türkiye sorusu tabii çok şümullü bir konu. Devlet kurumlarına bakan yönü var, ekonomiye bakan yönü var, kutuplaşmış topluma bakan yönü var, cemaatlere bakan yönü var, dış politikaya bakan yönü var, var oğlu var yani.

Fırsat buldukça bu konuları kaleme almaya çalışacağım.

Bu yazıda sorgulamak istediğim boyut, Erdoğan sonrası Türkiye’de Hizmet Hareketine yönelik yapılmış olan linç girişimine toplumun geniş bir kesimi nasıl tavır alacağı konusu.

Biraz açmak gerekirse, bugün bu linç girişimini alkışlayanların, işbirliğine girenlerin yada sessiz kalanların, yarın her şey Erdoğan’ın ‘kafamı bozmayın sizi iki polis bir savcı ile terör örgütü kapsamına sokarım’ sözüyle başladığını ve yaşananların Erdoğan/Ergenekon yapılanmasının birer kumpası olduğu gerçeği ortaya çıktığında yine aynı tavrı sergileyip sergilemeyecekleri?

Erdoğanlı Türkiye’nin zehirli atmosferinden kurtulmuş olmanın getireceği vicdanlara yöneliş, öz eleştiri, yüzleşme, özür dileme söz konusu olabilecek mi?

O günler geldiğinde toplum, ev hanımlarından, öğretmenlere, işadamlarına kadar masum bu kadar insan terörist diye hapislerde çürütüldü, mallarına el kondu, türlü türlü eziyetler edildi artık bu gerçekle yüzleşmemiz geriyor diyebilecek mi?

Kısaca toplumun şu an tefessüh etmiş vicdanı yarın dile gelebilecek mi?

Elbette temennim vicdanların devreye girmesi ve yaşanmış sosyal soykırım ile yüzleşilebilmesi.

Ama öyle olacağına dair inancım son derece az.

Genelde bizim gibi toplumlar bir şekilde işbirlikçi oldukları büyük acıları unutmayı tercih ederler. Böylelikle vicdanları ile baş başa kalmamış ve o utancı ruhlarının derinliklerinde yaşamamış olurlar. Derin bir sessizlikle konuyu geçiştirmeye çalışırlar.

Tıpkı 6/7 Eylül olayları sonrasında olduğu gibi, tıpkı Dersim katliamı sonrasında olduğu gibi, tıpkı Ermeni tehciri esnasında yaşanan ırza geçmeler, mallarına el koymalar, katletmeler sonrasında olduğu gibi.

Devlet toplum işbirliği ile kollektif işlenmiş bu insanlık suçlarından hangisi ile yüzleşildi ki, Hizmet Hareketine yönelik ‘Sosyal Soykırım ile yüzleşilsin.

Kerbela’da yaşananlar karşısında o günkü toplumun tavrı farksız mıydı? Yezid ve ordusuna karşı sessiz kalanlar veya alkışlayanlar yaşanan büyük acıyı unutmayı tercih etmediler mi? Yüzyıllar sonra bile Sünni kesim bu ayıp ile yüzleşmemek için olayı aslından saptırarak, katliamı görmemezlikten gelerek 10 Muharremi ‘aşure bayramına’ çevirmedi mi?

Yüzleşmek cesaret ister, özgüven ister. Her şeyden önce vicdan ister.

Acılar bu coğrafyada ne yazık ki hep mağdurların yüreğinde hapis kaldı.

Bu coğrafyanın insanları bir kaç yürekli ve mert insan dışında asla kendileri ile yüzleşmedi.

Tabii bu söz konusu ettiğim, toplumun acılarla yüzleşmesi ile ilgili.

Elbette Hizmet Hareketi’ne gönül vermiş mazlumlar, mağdurlar Erdoğan sonrası Türkiye’de -bazı acılar hiç dinmeyecek bile olsa- hukuk karşısında haklarını alacaklar, bundan hiç şüphem yok.

Endişem toplum vicdanı ile ilgili….

Erkam Tufan Aytav

Bunlarda İlginizi Çekebilir

Yorum Yapın