Halifesiyle, şeyhülislamı ile işte size ‘Yeni Türkiye’, gideyyor kıyamete..

Halifesiyle, şeyhülislamı ile işte size ‘Yeni Türkiye’, gideyyor kıyamete..

“Fırka anayoldan, ümmetin cumhurundan ayrılan, ümmeti bölen, ümmetin bey’at ettiği  başkanı tanımayan ve ona  isyan eden sapkın grubun adıdır”.

“Ehl-i sünnet ve cemaat terkibindeki cemaat ise şartlarını taşıyan bir halifeye bey’at etmiş, Peygamberimiz (s.a.) ve ashabının açıklayarak ve yaşayarak emanet ettiği İslam’ı benimsemiş ümmet çoğunluğudur”.

“Cami cemaati, yukarıdaki terkipte yer alan “cemaat”in alternatifi, rakibi, bölücüsü, ayrı baş çekeni değil, yüzbinlerce camide (cami de toplayan demektir) aynı kıbleye yönelerek, aynı İslam akidesini paylaşarak, aynı siyasi otoriteyi tanıyarak ve itaat ederek ibadet eden ümmet parçalarıdır, büyük cemaatin farklı mekanlardaki mütemmim cüzleridir”.

Yukarıda okuduğunuz yazı Emevi Halifesi I. Yezid’in camilerde okuttuğu hutbeden alıntı değil.

“Son Halife’nin” fetvacısı, şeyhülislamı Hayrettin Karaman’a ait.

Emevi camilerinde de benzer vaazlar bolca veriyordu. Dönemin Karamanları yine işbaşındaydı.

Çünkü Peygamber torunu Hz. Hüseyin “Halife”ye biat etmemiş, biat ederek zulme ortak olmamıştı.

Yezid’e göre Hz. Hüseyin biat etmeyerek “bozguncu ve asi” olmuştu. Bedelini de ödemeliydi.

Muhtemelen Yezid, “O’nu öyle bırakmam” bile demişti.

Bunun için ümmetin ikna edilmesi gerekiyordu. İkna görevini dönemin Karamanları, Görmezleri üstlendi. Sık sık siyasi otoriteye, halifeye biat etme konusunda vaazlar verdiler.

Hz. Hüseyin ve Al-i Beyt’e yapılacak soykırıma giden yolun taşları bu vaazlar ile döşenmişti.

Bu soykırım tarihe kapkara bir leke olarak kaldı. Bunun adı Kerbela’ydı.

Onlar “sapkındı”, canları da malları da Yezid ve taraftarlarına helaldi.

Hz. Hüseyin ve Al-i Beyti katlederken, mallarına el koyarken gözlerini bile kırpmadılar.

Hz. Hüseyin kendini halife ilan eden zalime biat etmediği için, bedelini beraberindekiler ile birlikte şahadet şerbetini içerek ödedi.

Kin ve öfke Kerbela ile bitmedi. Ehl-Beyt’i en olmayacak hakaret ve küfürlerle camilerde hedef gösterdiler. Ehl-i Beyti Arap Yarımadasında duramayacak duruma getirdiler.

Ne yazık ki o gün de ümmetten ciddi bir ses çıkmamıştı.

Gelelim Erdoğan’ın hilafet meselesine.

Hiç duymadıysam en az elli kere AKP’lilerden Erdoğan’ın ümmetin halifesi olduğun duymuşumdur.

Gizli saklı bir konu değil yani bu.

Başta Diyanet İşleri Teşkilatı olmak üzere Hayrettin Karaman gibi teologlar Erdoğan’ın halife olduğu konusunda ciddi propaganda yapıyorlar.

Bu bir çıkar ilişkisi mi yoksa gerçekten inanıyorlar mı ondan çok emin değilim. Altlarındaki mercedes’ten çoluk çocukların bir yerlere yerleştirilmelerine kadar gördüklerimiz ister istemez bunları düşündürüyor.

Peki saraydaki şahıs kendisinin halife olduğuna inanıyor mu? Sanırım inanıyor. Kendini sadece Duşakabinoğulları’nın değil bütün ümmetin lideri olarak görüyor.

Yaptırdığı bin odalı sarayla ümmeti yöneteceğine inanıyor.

Bunun tıpta bir karşılığın olduğuna inanıyorum. Gerçekler ile hayaller arasında ilişki kuramama gibi bir durum söz konusu.

Neyse biz Karaman’ın yazısına dönelim.

Karaman tahmin edebileceğiniz gibi yazısında geçen ümmetin bey’at ettiği  başkanı tanımayan ve ona  isyan eden sapkın grup” Hizmet Hareketi. Zaten bunu da yazısında açıkça belirtiyor.

17 ve 25 Aralık operasyonlarını işaret ederek “bu tarihten itibaren desteğini çekmeyenlerin, sonu darbe teşebbüsü ile biten gidişte etkili oldukları ve suça iştirakleri söz konusudur” diyerek yapılan bütün zulümlere fetva veriyor.

Dikkat edin aynı cümleyi saraydaki şahıs da kurmuştu.

Halifesiyle, şeyhülislamı ile işte size Yeni Türkiye, gideyyor kıyamete…

Bunlarda İlginizi Çekebilir

Yorum Yapın