Halk Parti Zulmünden AK Parti Zulmüne…

Halk Parti Zulmünden AK Parti Zulmüne…

 

Bu topraklarda zulüm bir türlü bitmiyor.

Zalimlerin adı değişiyor ama zulüm değişmiyor.

Dünün mazlumları bir bakıyorsunuz zalim oluvermişler.

Öyle zulmedilmez böyle zulmedilir dercesine hasım gördüklerinin üzerine çullanıyorlar. Hem de devletin bütün imkanları ile.

İşin en acı tarafı zalim her kim olursa olsun yapılan zulümleri alkışlayacak bir kitle mutlaka bulunabiliyor.

Bu toprakların kaderi mi bu-ki tarih durmadan tekerrür ediyor, zulümler bitmiyor.

Muhalif görülen her gruba karşı üretilen nefret söylemleri, medya üzerinden şeytanlaştırma çabaları, ardından hapisler, tehcirler, mallara el koymalar, toplu imhalar…

Daha düne kadar Halk Parti zulmünden inleyen millet bu sefer de AK Parti zulmünde inliyor.

Geçenlerde Bediüzzaman Said Nursi’nin Tarihçe-i Hayat’ını okurken aşağıdaki bahis dikkatimi çekti. Bugünlere ne kadar da benziyor demekten kendimi alamadım.

Aynen şöyle diyor Üstad,

“Aziz kardeşlerim,

Bu Cuma gününde mühim bir hizb okurken siz hatıra geldiniz. “Bu musibetten kurtulmak için ne yapacağız?” lisan-ı hâl ile dediniz. Benim kalbime bu geldi: Sıkı bir tesanüdle (dayanışma ile), el ele, omuz omuza veriniz. Çünkü, birbirinden ve Risale-i Nur’dan ve benden çekinmek ve inkâr etmek ve bizi ezmek isteyen gizli kuvvete dalkavukluk etmek gibi tedbirleri yapanların zarardan başka hiçbir menfaatleri yoktur. Sizi temin ederim, eğer bilseydim ki benden teberri (yüz çevirme) etmekle kurtulacaksınız, beni tahkir ve ihanet ve gıybet etmeye izin verip helâl ederdim. Fakat, bizi ezmek isteyen gizli kuvvet sizi biliyor, aldanmıyor; za’fınızdan, teberrînizden cesaret alır, daha ziyade ezer.”

Nur Talebeleri devleti yıkmaya yönelik gizli cemiyet kurmakla suçlanıyorlardı. İnsanlar evlerinden alınıyor hapislere tıkılıyordu.

Halk Parti döneminin zalimlerine boyun eğmeyenlerden biri de Binbaşı Asım Bey’di.

Sorgu hakimliğinde ifade verirken o kadar daralmıştı ki ‘Ya Rab, canımı al’ demiş ve oracıkta vefat etmişti.

8 Mayıs 1935 tarihli o dönemin yandaş Tan Gazetesi, haberi manşetinden ‘Bir mürteci ifade verirken öldü!’ diye vermişti.

Asım Bey’in çilesi vefat etmesiyle de bitmemiş, eşi Nigar Hanım cenazeyi yıkamak için hoca bulamamıştı. Mecbur kalmış kendisi yıkamıştı. Bu sefer de cenaze namazını kılacak erkek bulmak için kapı kapı gezmiş,  zar zor 4-5 kişi bulabilmiş ve akşam vakti sessizce defnetmişti.

Halk Parti’sinin yaptığı bu zulüm günümüzde AK Parti’nin yaptığı zulme ne kadar çok benziyor değil mi?

Sırf burs verdi diye, okul yaptı diye, yurt açtı diye insanlar derdest ediliyor, hapishanelerde işkencelerden geçiriliyor. Şu ana kadar 30’u aşkın isim intihar adı altında şüpheli bir şekilde hapishanelerde can verdi.

Can vermekle de zulüm bitmiyor, diyanet cenaze namazlarını kılmıyor.

Medya yine aynı medya. Tıpkı Halk Parti dönemi gibi, yine gücün, yine zalimin yanında.

Bu yönleri ile her iki dönemin zulümleri birbirlerine çok benziyor.

Ama benzemeyen yönleri de var.

O dönem Binbaşı Asım Bey’in eşi Nigar Hanım hapse atılmıyor, kadınlara çocuklara dokunulmuyor, mallarına el konulmuyor.

Vefat edenler ‘hainler mezarlığına’ gömülmüyor.

AK Parti yıllarca diline doladığı Halk Parti zulmünü çoktan geçti.

Daha bu satırları yazarken ‘Antalya’da polis yeni doğum yapan anneyi gözaltına almak için hastane kapısında bekliyor, baba gözaltında’ haberini gördüm.

Eşi benzeri görülmemiş zulümler ediliyor.

Elbette bugünler de geçecek.

Bu zulümleri yapanlar ve alkışlayanlar tıpkı Halk Parti döneminin zalimleri gibi hep nefretle hatırlanacaklar.

Bunlarda İlginizi Çekebilir

Yorum Yapın