Hepimiz Kemalizm’in paltosundan çıktık

Hepimiz Kemalizm’in paltosundan çıktık

 

Nuray Mert’in Cumhuriyet gazetesinde yazılarına son verildiğini duyduğumda ağzımdan çıkan ilk söz “hepimiz Gogol’ün Palto’sundan çıktık!” oldu.

Demokrasiyi, farklılıkları saygı çerçevesinde birlikte yaşamayı bir türlü özümseyemedik.

Kendi küçük mahallemizde sıkışıp kalmayı çok sevdik. Kendi gettolarımızda yaşamaktan çok mutlu olduk.

Kendi gettomuzdan öteki gettoya taş atmayı marifet bildik.

Hani bir zamanlar bir reklam vardı, “Yok ama birbirimizden farkımız ama biz Osmanlı Bankasıyız”.

Aynen onun gibi.

Hepimiz “Kemalizm’in paltosundan çıktık”. İslamcısı da, laiki de, solcusu da, ulusalcısı da, liberali de….

“Hepimiz Gogol’ün Palto’sundan çıktık!” sözünün Dostoyevski’ye ait olduğu söylenir. Turgenew’e ait olduğunu söyleyenler de var. Gogol’un meşhur Palto adlı öyküsüne atıfta bulunarak Rus edebiyatındaki gerçeklik akımımın öncüsünün Gogol olduğu vurgulanır bu sözle.

Bizim gerçeğimiz de hepimizin Kemalizm’in paltosundan çıkmış olmamız.

Jakobenliğimiz, tek tipçiliğimiz, herkesi aynı forma sokma gayretlerimiz, ben yaptım oldu demelerimiz, bizim gibi düşünmeyenlere hayat hakkı tanımayışımız, yegane doğru benimkisi demelerimiz, gücü ele geçirince muhalifleri ezmelerimiz, karşımızdaki insana saygı duymamamız…

Nasıl da birbirimize benziyoruz!

Millet olarak en temel problemimiz demokrasiyi özümsemeyişimiz. Sadece kendimize demokrat olmamız. Sadece kendi haklarımızı savunmamız.

Herkes kendi evinin önünü süpürürse ülke temiz olur ama herkes kendine demokrat olursa ülke diktatörlükle idare edilir.

Yaşadığımız da bu değil mi zaten.

Bu ülkenin bütün ezilenleri demokrasi cephesinde bir araya gelse hangi diktatör bunun karşısında durabilir ki.

İşte Nuray Mert gibi demokrat ve bir o kadar cesur bir kalem Cumhuriyet’te yazılarına son verildi. Demokrat ve cesur dedim çünkü Türkiye’de demokrat olmak cesaret ister. Dışlanır ve yalnız kalırsın.

Mert’in yazılarına son verilmesinin sebebi evrim teorisi ve müftülere nikah yetkisi hakkındaki yazıları.

İşin vahim tarafı gazete bu kararı alırken hapisteki yazar ve yöneticilerden de onay almış olmaları.

Farklı fikirlere tahammülün yoksa senin muhalefet ettiğin Erdoğan rejiminden ne farkın kaldı?

Cumhuriyet’in Sabah’tan ilkesel anlamda bir farkı olduğunu söyleyebilir miyiz?

Demek Cumhuriyet gazetesi zihniyeti devleti yönetse Erdoğan rejiminden pek bir farkı olmayacak.

Cumhuriyet’in hiç bir zaman demokrasi gibi bir derdi olmadı. Kuruluş amacına uygun yayıncılık yaptı. Ama kendisini demokrat olarak sunmayı iyi bildi.

Baksanıza konu Hizmet Hareketi olunca Erdoğan ve medya uzantılarından hiç bir farkları yok. Nasıl da aynı dili kullanıyorlar. Doğumda tutuklanan kadının onların gözünde böcek kadar kıymeti yok. Haksızlık kime yapılırsa yapısın karşısındayız mertliğini gösteremiyorlar.

Cumhuriyet’in Erdoğan ile mücadelesinden ne olacak? Demokratik bilinç açısından bir farkları yok ki. Biri açıktan diğeri daha sofistike.

AKP dışındaki partiler için de bu böyle.

AKP tabanı dışındaki toplum kesimleri için de bu böyle.

Türkiye’de anti Erdoğan cephesi, demokrasi cephesine dönüşmediği sürece burnumuz …..dan çıkmayacak.

Bunlarda İlginizi Çekebilir

Yorum Yapın