Tarihi Belge ve Cumhurbaşkanlığı Merkezli Zulüm

Tarihi Belge ve Cumhurbaşkanlığı Merkezli Zulüm

Bir önceki yazımda Halk Parti zulmünden AK Parti zulmüne bu topraklarda değişen pek bir şey olmadığını, gücü elinde bulunduranın diğerine hiç acımadan zulmedebildiğini yazmıştım.

Her zulmün arkasında da mutlaka o zulmü alkışlayan bir kitlenin varlığından bahsetmiştim.

İşin en acı tarafı da bu zaten.

Bugünün zalimlerinin peşinden gidenler de öncekiler gibi yapılan zulümlere karşı kayıtsızlar. Olan biten umurlarında bile değil.

Varsa yoksa ‘dünya lideri’, ‘biricik halifeleri’ olan Reislerini alkışlamak.

Partilerinin yaptığı zulmün, Halk Parti zulmünü çoktan geçtiğinin farkında bile değiller.

Geçenlerde bir AKP’li twitterde bir belge paylaştı. Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünden temin edilmiş bu belge 1936 yılına ait. Halk Parti zulmünün tipik bir örneği.

Referandum süreci başladığından olsa gerek, o bayat, bir türlü bitmeyen ama her zaman işe yarayan Halk Parti zulmünü gündeme taşıyorlar.

Böylelikle ‘eski Türkiye böyleydi, Reis’in önderliğinde aydınlık yarınlara koşuyoruzun propagandasını yapıyorlar.

Paylaştıkları belge Dahiliye Vekili’nin imzasını taşıyor.

Yani dönemin İçişleri Bakanı’nın.

Muhatap ise CHP Genel Sekreteri Recep Peker.

                                                                  

Belgede aynen şöyle deniyor;   

24.2.1936

Sayın Recep Peker

C.H.P. Genel Sekreteri

Kırşehir vilayetinin Kazan nahiyesinde Arapça tekbir alan müezzin Yusuf oğlu Hüseyin hakkında yapılan incelemede bilmeyerek tekbiri Arapça okuduğu anlaşılmış ve Adliyeye teslim edilmiş olduğu vilayetinin bildirişinden anlaşılmıştır.

Saygılarımla arz ederim.

Başvekalete, Riyaseti Cumhur Umumi Katipliğine de sunulmuştur. 

Dahiliye Vekaleti Vekili


Mektubun altında bulunan ‘Başvekalet’e yani Başbakanlığa ve Riyaseti Cumhur Umumi Katipliğine yani Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğine de sunulmuştur  ifadesi dikkatimi çekti.

Neden bir İçişleri Bakanı böyle küçük bir olayı aynı zamanda Cumhurbaşkanlığına da gönderme ihtiyacı hisseder?

Neticede Anadolu’nun ücra bir köşesinde, küçük bir yerleşim merkezinde bir müezzin Arapça tekbir getirmiş, hepsi bu. Koca Cumhurbaşkanı’nın ilgileneceği şey midir bu?

Demek bu gibi konular bizzat Cumhurbaşkanlığı tarafından takip ediliyormuş ki bir nüshası oraya da gönderiliyor.

Dikkat çekmek istediğim konu, bugün de yapılan zulümlerin aynı şekilde Cumhurbaşkanlığına rapor ediliyor olması. Büyük küçük demeden her konunun bizzat Saray’dan takip edilmesi söz konusu.

Burs veriyor diye, okul yapmış diye, Bank Asya’ya para yatırmış diye masum insanları tutuklayanlar bugün de aynı coşku ile Cumhurbaşkanına böyle yazılar, raporlar gönderiyorlar. Gönderiyorlar ki aferin alabilsinler, zulüm rejiminde pozisyonları güçlensin.

O günler Arapça tekbir getirdi diye insanlar tutuklanırken bugün de burs verdi diye tutuklanıyor.

Akılları sıra bu belgeyi yaygınlaştırıp CHP’yi vurmak istiyorlar ama bu belge bugünler ile o günlerin benzerliğini ortaya koyması açısından ilginç. Ama farkında bile değiller.

Üstelik CHP’nin bugün itibarı ile 1930’ların CHP’si olduğunu söylemek oldukça güç ama bugünün AKP’sinin o dönemin CHP’sini çoktan geçtiğini söylemek gayet mümkün.

 

-Erkam Tufan Aytav

Bunlarda İlginizi Çekebilir

Yorum Yapın