Tr724’de yayınlanan “o” yazı

Tr724’de yayınlanan “o” yazı

O yazı derken geçenlerde tr724.com sitesinde yayınlanan “Hizmet Hareketi’nin bugününden portreler” başlıklı yazıyı kastediyorum.

Sosyal medyada da görebildiğim kadarı ile epey tepki aldı. Ben de bir twitle tepkimi dile getirmiş, hiç bir cümlesine katılmadığım belirtmiştim.

Tepkilerin bir kısmı böyle bir yazı nasıl olur da tr724 sitesinde yayınlanabilir şeklindeydi.

Bu itiraza katılmıyorum. Özgür düşünceden bahsediyorsak, beğenmesek, katılmasak bile bu tür yazılara tahammül etmemiz gerekiyor. Yoksa yayınlanmasın söylemi “liberal faşizme” girer.

Üstelik bu yazının temel fikrini benimseyen Hizmet Hareketi’ne gönül vermiş önemli bir damar olduğunu da düşünüyorum. Yani yazar bu konuda tekil bir kişi değil.

Önemli olan her düşünceyi belli bir saygı çerçevesinde tartışabilmek. Kimseyi itmeden, kimseyi dışlamadan.

Yazının temel yanlışlarından biri de bu zaten. Hizmet Hareketi’ne gönül verenler içerisinde daha iyisini bulma çabası içerisinde eleştiri getirenleri dışlıyor ve etiketliyor.

Yazı şekil anlamda akademik bir üslupla yazılma gayreti güdülmüş. Ama ne yazık ki yazının muhtevasında o akademik/bilimsel havayı bulamıyorsunuz.

Kocaman kocaman iddialar dile getirilmiş ama içleri doldurulmamış.

Yazardan isterdim ki “kafası karışık entelektüellerin” itiraz ve tenkit noktalarını birer birer masaya yatırsın ve çürütsün. İşte o zaman bu yazı gerçek anlamda akademik bir yazı olurdu. Hepimiz de istifade ederdik.

Yazarın dikkatimi çeken tespitleri ve o tespitler hakkında düşüncelerim şunlar:

Hizmet Hareketi’ne gönül vermiş kişiler içerisinde iki temel grup varmış. “Kafası karışık entelektüeller” ile “zihni berrak aksiyonerler”.

Yazar burada kafası karışık kavramını olumsuz anlamda kullanmış. Bence bilakis bu olumlu bir kavramdır. Zihin sancısı çekenler, daha iyi nasıl olur diye kafa patlatanlar gelişmiş batı dünyasında el üstünde tutulurken burada yerilmesi temel bir problemin varlığını bizlere gösteriyor.

Zihinsel konfor içerisinde “mutlak doğruyu” bulmuş, ancak kendilerine yüklenen kodlarla hareket eden, kovan içerisindeki aksiyoner işçi arı profili övülmeye çalışılmış sanki. Kraliçe arı talimatı verecek, düşünce yetileri olmayan arılar derhal aksiyona geçecek ve bal üretilecek. Bu yöntem arı komünlerin için geçerli olabilir ama insan toplulukları için kabul edilemez. Hele Hizmet için hiç kabul edilemez.

Kafası karışık olanlar Hareket ile bağlarını koparmadığı halde Hareket’i onlarca teamül üzerinden amansızca eleştiriyorlarmış. Bu eleştiriler Hareket’in öteden beri üzerinde titrediği prensip ve teamülleri aşındırıyormuş. Bu da bilinmesi gereken bir faktörmüş.

Yazar hem hareketle bağlarını koparmıyorlar hem de acımasızca eleştiriyorlar diyor. “Eleştiriyorsan kapı işte orada” demek gibi bir şey bu. Bu nasıl bir mantık? Hizmet’e gönül vermiş bir insan daha iyiyi bulmak adına pekala eleştiriler getirebilir. Bu eleştiriler soğuk kanlılıkla oturulur değerlendirilir. Eleştiriden bu kadar korkmak niye?

Yazar ayrıca eleştirilen “onlarca teamülden” bahsediyor. Bu teamüllerden neleri kastettiğini belirmemiş, muğlak bırakmış. Halbuki açsaydı üzerinde sağlıklı bir tartışma yapma imkanımız olurdu. Tabi birbirimize “kapı işte orada” demeden.

Kafası karışıkların çoğunun idari yetkileri yokmuş, dolayısı ile “uzun erimli” ve önemli kararlarda fazlaca etkiye sahip değillermiş. Bu da bilinen bir gerçekmiş.

Hareket’in zihni berrak ve aksiyonerlik nitelikleri ön plana çıkan ayrı bir insan tipolojisi varmış.

Bu “zihni berrak aksiyonerlerin” ortak nitelikleri Hareket’in lideri ile gerek idari anlamda ilişkisi olan birinci ve ikinci jenerasyondan insanın olmasıymış. Bu “bu zihni berraklar” Fethullah Gülen ile özel/manevi bağlarla bağlı bulunuyorlarmış.

Yazar bu özel ve manevi bağlar nelermiş izah getirmemiş. Ama her nasıl bir bağ ise kafası karışıklarda o bağdan yokmuş. Bu kadar özel bağlarla bağlı olan “zihni berrak aksiyonerler” anlaşıldığı kadarı ile Hizmet’in gerçek sahipleriymiş.

Bu “zihni berraklar”, “zihni karışık” olanların tenkitlerine karşı birleşmişler ve kenetlenmişler.

Gerçekten öyleyse tuhaf bir durum. Birleşmeler, kenetlenmeler. Gerçekten tuhaf.

“Zihni berraklar” Hareket’in geleceğinde en büyük etkiye sahip olanlarmış.

Buradan, panik yapacak, endişelenecek bir durumun olmadığını, her şeyin kontrol altında olduğunu anlıyoruz.

Hizmet Hareketi’ni yazar kadar bildiğimi iddia edemem. Bizlere yazısında gerçekten çok ilginç bilgiler paylaşıyor.

Bu yazılanlar eğer doğru ise,

Yani, eleştirilere kulaklarını kapatanlar, eleştiri yapanları dışlayanlar, onları yıkıcı görenler Hizmet Hareketi’nin karar noktalarındalarsa, Hizmet Hareketi’nin gerçek sahibi biziz gibi pozisyonlara da girmişlerse vay bu Hizmetin haline.

Yazık, çok yazık.

 

 

 

 

Bunlarda İlginizi Çekebilir

Yorum Yapın