Yayınlanmayan röportajım üzerine…

Bu konuya girmek istemezdim.

Yapılması gereken o kadar çok şey varken, böyle bir zamanda bu tür konulara vakit ayırmak, enerji harcamaktan gerçekten üzülüyorum.

Ama yazmak zorunda kaldım. Kusuruma bakmayın.

Dostumun attığı mesaj ile konuya vakıf oldum.

Dostum mesajında “senin röportajını Engin Sezen yayınlamayacağını yazmış” değince ilk tepkim tebessüm ederek “tahmin etmiştim” oldu.

Hemen twitten mesajı buldum. Aynen şöyle yazıyordu:

“Bu haftasonu @TheCRCLNews‘da yayinlanmasi planlanan Erkam Tufan Aytav’la yapilan mulakati yayinlamama karari verdim. Okurdan ozur dilerim. Pazartesi A. B. mulakatinda gorusmek uzere. Iyi Haftasonlari…”

Twitterdan yönetilen “peki neden” sorusu üzerine ikinci bir twit daha atmış Engin Bey:

Erkam Bey, mulakat talebimizi “Ilkesel olarak evet” diyerek kabul etmisti. Kimi gerekceler gostererek neredeyse sorularimizin yarisina cevap vermedi ve bazi cevaplari da cok kisaydi. Biz de The Circle acisindan “ilkesel” yaklasarak yayinlamama karari aldik. Durum bundan ibaret!.

Açıkçası bu açıklamadan ve üsluptan dolayı üzüntü duydum.

Neden mi kısaca anlatmaya çalışayım.

Engin bey benimle röportaj yapmak istediğini facebooktan yazınca ben de “ilkesel olarak evet” diye cevap vermiştim. Böyle dememin sebebi ne konuda röportaj yapacağını bilmediğimdendi. Yaptığı röportajları açıkçası takip etmiyordum. Yapageldiği röportajlar kapsamında yapacağını söyleyip izah edince peki demiştim. Twitinde tırnak içinde “ilkesel olarak yayınlamama kararı aldık” ifadesi ile bu sözüme hiç te şık olmayan bir atıf yapmış. Engin beyle tanışmıyoruz ama yine de kendisine yakıştıramadım.

Neyse devam edeyim.

Soruları gönderince ben de bazı sorulara kısa bazı sorulara da uzun cevaplar verdim. Bir kaç soruyu da es geçtim. Özellikle kendinizi anlatır mısınız soruna çok kısa cevap verdim. Kendimden bahsetmekten hoşlanmıyorum dedim.

Engin Bey bir süre sonra bazı sorulara kısa cevaplar verdiğimi biraz ilave yapabilir misiniz diye mail attı. Bir de dikkatimi çeken bir soru ilave etti.

İlk sorular içerisinde “Hizmet Hareketi, nerelerde hata yaptı sizce? (Eğer böyle bir şeyin var olduğuna inanıyorsanız tabii)” sorusu vardı. ben de bu soruya şöyle cevap vermiştim:

“İsmet sıfatına haiz sadece Hz. Peygamberdir. Yeryüzünde hata ve kusurdan münezzeh ne bir kişi ne de bir oluşum vardır diyerek cevabımı burada sonlandırmak istiyorum.”

Bu cevabın yeterli bulunmamış olacak ki ikinci mailde aşağıdaki soru ilave edildi.

Sizin Hareketle ilgili eleştirileriniz var mı?

İşte bu noktadan itibaren Engin Beyin gelen tepkiler üzerine kararını değiştirerek yayınlamaya karar verdiği ve “aynen yayınlıyorum” dediği ama sansürlediği kısım başlıyor.

Bu soruya da röportajda şu cevabı vermiştim:

“Önce şunu söyleyeyim. Kategorik olarak kafası berrak olanlardan değilim.

 Hizmet hareketi ile ilgili eleştirim var mı diye ilave soru göndermişsiniz. Bir önceki soruda bu konuyu bilerek kısa kesmiştim. Ama madem ısrarla bu konuya girmemi istiyorsunuz o halde kısa bir ilave yapayım. Bu soruları soranlardan da, bu sorulara cevap verenlerden de, olayı bu noktaya getirenlerden de rahatsızım. Belki bir gün bu rahatsızlıklarımı ayrıntıları ile yazarım.”

Sansürlenen kısım dediğim burası işte.

Böyle yazınca Engin Bey’in rahatsız olabileceği endişesi ile kendisine bu röportajı isterseniz yayınlamayabileceğini, rahat olması gerektiğini söyleyerek jest yapmıştım.

Engin Bey de içim gayet rahat röportajı yayınlayacağım diye bana dönmüştü. Demek sert söylemimden rahatsız olmamıştı. Bu rahatlığı ve demokratlığı karşısında memnun olmuştum.

Bir de ne göreyim, sanki bunları konuşmamışız gibi üzerinden 12 saat bile geçmeden yukarıdaki beni üzen bu twiti atmış.

Gerçekten üzüldüm.

İsterdim ki neden yayınlamadığını benimle paylaşsın, bu tatsız ve Milli Birlik Komitesinin Bildirisi tadındaki soğuk twiti atmasın.

Kısa yazarım uzun yazarım, ısrarla üstüne gittiği, benden eleştiri istediği konulara girerim veya girmem bu benim bileceğim bir şey.

Röportaj yapana düşen ne diyorsam yayınlamak.

Keşke bunları yazmak zorunda kalmasaydım.

Engin beyi yine de kırdıysam özür dilerim.

Kendisine bundan sonraki röportajlarında başarılar dilerim.

 

 

 

 

 

 

Bunlarda İlginizi Çekebilir

Yorum Yapın