Yeni Başbuğ Erdoğan mı?

Yeni Başbuğ Erdoğan mı?

‘Tayyip Erdoğan tipi başkanlık sistemi Türkiye’nin bölünmesinin reçetesidir. Demokrasinin idam fermanıdır. Tek adam diktatörlüğünün beratıdır. Hırsızlık ve yolsuzluk ruhsatıdır. Beştepe hanedanı ve AKP yönetimi aile boyu rüşvet ve yolsuzluk çamuruna batmıştır. 17/25 Aralık dosyalarının bir daha açılmamak üzere kapatılması ve bu rüşvet, hırsızlık ve yolsuzluk çarkının döndürülebilmesi Tayyip Erdoğan’ın bütün yetkileri elinde toplayarak diktatörlüğünü elinde tutmasına bağlıdır.’


Bu sözler MHP lideri Devlet Bahçeliye ait. Yakın zamana kadar buna benzer o kadar çok açıklaması var ki.

Bahçeli’nin sanki bütün bunları hiç söylememiş gibi bir tavır alması, Erdoğan’ı başkan yapmak için çırpınması gerçekten tuhaf bir durum.

180 derecelik bir dönüşüm bu.

Sayın Bahçeli dönünce birkaç MHP’li vekil dışında bütün parti de dönüverdi.

Anlaşılan yeni başbuğları Tayyip Erdoğan. Yeni Başbuğlarına biat etmiş bir halleri var.

O ne diyorsa onu yapıyorlar.

İyi de neden böyle bir değişim yaşadılar?

Erdoğan’a biat edişlerinin ardında ne var?

Bu U dönüşünü seve seve mi yoksa mecbur kaldıkları için mi yaptılar?

Bir tehdide, bir şantaja mı muhataplar?

MHP’li milletvekillerinin anayasa için kullandıkları ‘evet’ oylarını AKP’lilere göstermeye ihtiyaç duymalarını nasıl izah edebiliriz?

Kendilerini yeni başbuğlarına ispatlama çabası olarak görülebilir mi?

Bütün bunlar cevaplanması gereken sorular.

Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerle MHP’ye hareket alanı bırakmamasının bunda rolü olabilir mi?

Belki, ama bu U dönüşünü tam olarak açıklamaz.

Bir parti ve lideri daha dün ‘hırsız, diktatör’ dediği yerden yere vurduğu bir kişiyi bugün devlet başkanı yada partili cumhurbaşkanı yapmak için var güçleri ile çalışıyorsa bunda mutlaka bir ‘mecburiyet’ vardır.

Böylesine onursuz bir U dönüşünü kimse seve seve yapmaz.

Başkan yapmak istedikleri Tayyip Erdoğan’ın danışmanlığını yapan AKP Ankara Milletvekili Aydın Ünal’ın 16 Ağustos 2015 tarihli tweet paylaşımı bize bu konuda çok şey ifade ediyor aslında.

 

Aydın Ünal’ın ifadeleri çok net.

Bahçeli Erdoğan’a hakaretlerinden dolayı pişman olabilir demiyor, olacak diyor. ‘Ağzından saçtığı köpükleri itina ile yalayacağı bir süreç başlıyor’ diyor.

Erdoğan’ın danışmanı bunları yazarken ne kadar da kendinden emin.

Siyasette geleceğe dair bu kadar kesin konuşmak risklidir. Siyaset çok değişkeleri olan bir alandır.

Ama bu kadar net konuşuyorsanız muhatabınızı 180 derece dönüş yaptıracak bir ‘yaptırımınız’ mutlaka vardır.

Sayın Bahçeli’nin hala o koltukta oturmasını Erdoğan’a borçlu olduğu herkesin bildiği bir sır. Erdoğan’a biat edişin ardında böyle bir diyet borcu olabilir mi?

Yada tehdit, şantaj, suikast, satın alma gibi son 10 yıldır siyasette sıklıkla gördüğümüzü ihtimaller söz konusu olabilir mi?

AKP’nin kurucularından ama daha sonra partiden ayrılmış bir siyasetçinin –adı bende kalsın- köşe yazarlarının olduğu bir ortamda Erdoğan’ın kasasında pek çok siyasetçi ve bürokratın kaseti var iddiası ve Erdoğan’ın Baykal’ın kasetine bakarken ki görüntüsü aklıma geliyor.

Sonra da Erdoğan’ın seçim meydanlarında ‘ne özeli genel geneeel’ sözleri.

Bir baktık ki Sayın Baykal genel başkanlık koltuğundan olmuş. 

Benzer bir tehdit söz konusu olabilir mi acaba?

Sebep her neyse, yeni Başbuğları hayırlı uğurlu olsun…

Bunlarda İlginizi Çekebilir

Yorum Yapın